ALAŞIM ALTIN KAPLAMA

 

     Geçmişte alaşım altın kaplamalar dekoratif amaçlarla çok ince tabakalar halinde üretiliyordu ve mücevherler üzerinde çok güzel bir renk oluşturuyorlardı. Son 25 yıl içinde elektronik endüstrisine bağlı olarak alaşım altın kullanımında saf altına yaklaşan bir kullanım artışı oldu. Örneğin, 1953 yılında dekoratif amaçlarla altın kaplama için 80.000 kilo altın kullanılırken elektronik işlemler için sadece 8.000 kilo kullanıldı. 1968’de dekoratif amaçlarla 100.000 kilo ve buna karşılık elektronik için 54.000 kilo kullanıldı ki bu neredeyse yedi kat artış anlamına gelir. 1973’e kadar, elektronik için saf altın ve altın alaşımı kullanımı 70,000 kilo altına kadar yükseldi. 1973’ten sonra, elektronik endüstrisinde altın ve altın alaşımı kaplaması düşüşe geçti, bunun nedeni ise altının ve altın alaşımının maliyetinin yüksek olmasıdır.

 

 

ALAŞIM ALTIN KAPLAMANIN KULLANIM ALANLARI: Yukarıda belirtildiği gibi, altın alaşımları dekoratif amaçlarla mücevherler üzerine ve buna benzer şeyler kaplanmaktadır. Ancak şimdiye kadar altın alaşımlarının en fazla kullanımı elektronik amaçlarla olmuştur. Altının ve altın alaşımının maliyetinin fazla olmasına rağmen öyle faydaları vardır ki yerlerine kullanılabilecek bir başka madde bulunamaz. Altın ve altın alaşımları fazlaca iletkenlerdir ve paslanmazlar, bu onları elektronik için çok uygun ve güvenilir kılar. En yüksek seviyedeki stereo müzik aletleri için altın bağlantılar kullanılmakta bu sayede en yüksek seviyede ses kalitesi elde edilmektedir. Ağır altın alaşımı kaplamaları paslanmaya ve aşınmaya karşı dayanıklı oldukları için mücevherat yapmak ve saat yapmak için hatta kimyasal ekipman yapmak için kullanılmaktadır.

 

 

İKİLİ ALTIN ALAŞIMLARI: Altın farklı sayıda alaşım ile çeşitli metaller oluşturur ve bunlar çeşitli renklerde olurlar, bunlar bir sonraki sayfanın başındaki tabloda belirtilmişlerdir.

 

TABLO 2

 

İKİLİ ALTIN ALAŞIM RENK TABLOSU

 

METALLERİN BİRLEŞİMİ        ALAŞIM METALİN ARTTIRDIĞI RENK

 

ALTIN + Aluminyum           Menekşeden     mora

 “      Arsenik              Yeşilimsiden   koyu is rengine

 “      Kadmiyum            Yeşilimsiden   sarı-beyaza

 “      Kobalt                   Sarı . . . . . beyaza

 “      Bakır               Pembe. . . . . kırmızımsıya

 “      İndiyum             Soluk mavi . . beyaza

 “      Demir               Morumsu. . . . yeşile

 “      Kurşun               Koyu is rengi

 “      Nikel                Sarıdan. . . . beyaza

 “      Paladyum             Sarıdan. . . . uçuk beyaza

 “      Gümüş                Yeşilden . . . beyaza

 “      Kalay                Sarı..gri beyaz..beyaz

 “      Çinko                Sarı..beyaz..leylak rengine

 

 

Aluminyum haricinde tüm bu metallerin bileşimleri bir arada kaplanabilirler.

 

Kaplama da dâhil olmak üzere elektronik işlemler için en çok altın-kobalt ve altın-nikel (Au - %99) en fazla kaplanan alaşımlardır. Bu işlemlerle ilgili detaylı bilgi 18. Ders ’te bulunabilir.

 

Üçlü alaşımlar söz konusu olduğu zaman sonsuz sayıda varyasyon dolayısıyla sonsuz sayıda renk üretmek mümkündür. Böylece, tipik kombinasyonlara örnekler altın, gümüş ve bakır; altın, nikel, bakır; altın, kadmiyum, gümüştür. Bazı kaplayıcılar bunlardan 4 ya da daha fazlasını birleştirecek kadar çılgındır!

 

     Yukarıda verilen tablo size muhtemel renkler hakkında bir fikir verecektir. Tablo tam olarak renk tanımları için bir görüş açısı değildir, ancak ihtimalleri ortaya koyar. Bu birleşimlerden bazıları doğru alaşımlar olarak kaplanmazlar – bunlar süreksiz olarak kaplanacaktır ama mutlaka bir renk vereceklerdir, buraya alınma sebepleri budur.

 

Altın alaşımları hakkındaki tartışmaya girmeden önce sizlere altın alaşımları terminolojisi hakkında bilgi vermek istedim, böylece tekrar karşınıza çıktıkları zaman ne hakkında olduğunu bileceksiniz.

 

 

ALTIN ALAŞIMLARININ KARATI (AYARI)

 

     24 karatlık saf altın, metalin her 24 biriminde, 24 birim saf altın bulunduğu anlamına gelir. Diğer bir deyişle burada 24 oran vermekte kullanılan 100’ün yerini tutmaktadır. Yani, bir altın 18 ayarsa bunun anlamı alaşımın 18/24 ’lik ağırlığının saf altından oluştuğudur. Bunu dengi ağırlığın %75’inin altın olduğudur.

 

DÖNÜŞÜM TABLOSU

 

KARAT                              AĞIRLIKÇA %

 

24                                    100

 1                                      4,166

 2                                      8,332

 

 

PROBLEM 2: 16 ayar bir altında yüzde kaç oranında altın vardır? CEVAP: 16 x 4,166 = %66,5 altın

 

TERMİK VE ELEKTRO KAPLANMIŞ ALTIN ALAŞIMLARI: İlk olarak bilmeniz gerekir ki elektro kaplanmış altın alaşımları termik alaşımlardan tamamen farklı renklere sahiplerdir. Kaplanmış katı altın olarak görünen 14 ayarlık bir altın alaşımı, gerçekte 22 ayarlık altın içeriyor olabilir. Bunun nedenini bilmiyoruz ancak farkı şöyle tahmin edebiliriz, termik ve elektro kaplanmış alaşımlar arasındaki fark renkler olabildiği gibi başka özelliklerde olabilir, bu kristal boyutları, şekli ve örgü biçimi ile alakalı bir konudur.

 

     Pratik olarak metal alaşımları ile yapacağınız kaplamalarda sizden beklenen sabit bir renk oluşturmanız olacaktır, özellikle, her gün çok sayıda aynı renge sahip kaplamalar üretmeniz gerekecektir. Bu nedenle, kaplama reçetelerini vermeden önce renkleri ve onların kontrollerini etkileyen faktörler üzerinde durmak istiyorum.

 

İKİ TEMEL KURAL

 

BİR: VERİLEN BİR RENGİ SAĞLAMAK İÇİN NE KADAR AZ METAL ALŞIMI KULLANIRSANIZ SABİT BİR RENK ELDE ETME ŞANSINIZ O KADAR ARTAR.

İKİ: SABİT BİR ALTIN RENGİ ELDE ETMEK TEK BİR ŞEY ÜZERİNE DAYANIR: HER SEFERİNDE TÜM KOŞULLARI AYNI TUTMAK.

 

     Bu ikisi açık, genel-geçer kurallar gibi görülmektedir ve öyledirler. Ancak o kadar açıktırlar ki bazen gözden kaçırılırlar. Yani, tecrübeli kaplamacılar çözeltilerinde 3 ya da dört metal alaşımını karıştırırlar ve istenen 14 karatlık rengi sağlamaya çalışırlar, içinde sadece bir ya da iki metal bulunduran alaşımlar daima aynı tonu verirler. Kaplamacılar tonu sağlamak için ter döker ve çabalarlar, bir sinir krizine kapılıncaya kadar “ticaret hileleri” yapmak için türlü numaralar yaparlar ama sonunda çözeltilerini atmak zorunda kalırlar çünkü çözeltiler artık istenen rengi veremeyecek duruma gelmiştir. Bu harcanan bir zaman ve sinir bozucu ve acı bir süreçtir.

 

     Diğer kaplamacılar, basit bir altın çözeltisinde ya da sadece bir alaşım bulunan bir çözelti ile çalışırken bile hata yaparlar, çünkü banyodaki koşulların değişmiş olabileceği gerçeğini gözden kaçırırlar ve çok kısa bir zaman içinde farklı bir kaplama rengi elde ettikleri için şaşırırlar.

 

 

ALTIN KAPLAMA RENKLERİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

 

     Alaşım altın kaplama ilkeleri diğer alaşım kaplama işlemlerindekilerle nerdeyse aynıdır.

 

İLKİN: Altın elektrik sürücü kuvvet dizisinde çok aşağıdadır. Birkaç istisna dışında diğer tüm metallerin üzerine kaplanma eğilimi vardır. Karışık çift siyanür biçiminde bile – ki dizide yerini yükseltmiş olmasına rağmen- diğer metallerin üzerini kaplama eğilimi değişmez. Bunun anlamı, başka alaşım metaller bulunmasına rağmen özel önlemler alınmadığı sürece altın kendi kendine kaplamaya başlar.

 

AKIM YOĞUNLUĞU: Altın ve diğer kaplayıcı metallerin bulunduğu bir çözeltide, akım yoğunluğunu arttırdığımız zaman alaşım metalleri kaplama üzerinde daha çok bulunur. Akım yoğunluğunu arttırdığımız zaman kaplama üzerine daha çok altın çökeltiriz.   

 

SICAKLIK: Diğer metallerle birlikte altın bulundurduğumuz zaman, diğer tüm koşullar eşit olduğunda, sıcaklığı arttırdığımızda kaplamadaki altın miktarını arttırırız.

 

KARIŞTIRMA: Diğer koşullar eşit olduğunda, diğer metal alaşımlarının da çözeltide olması durumunda karıştırma arttırıldığı takdirde kaplamadaki altın oranı da yükselir. Aksine, karıştırmayı azalttığımız zaman daha yüksek oranda alaşım metaller kaplarız.

 

pH: altın alaşım kaplamada pH’ın etkisi değişkendir ve yeteri kadar kesinleşmemiştir. Bazı durumlarda, örneğin altın ve çinko kaplanması durumunda, pH’ın yükselmesi daha fazla çinko kaplanmasına sebep olur, diğerlerinde örneğin bakırla beraber altın kaplandığında, pH yüksek olursa daha fazla altın kaplanır. Diğer bir deyişle, tam olarak bir kuraldan söz edemeyiz, yapılacak şey pH’ı her durumda sabit tutmak ya da kaplanacak metaller üzerinde önceden deney yaparak pH’ın yüksek ya da alçak olması durumunda neler olduğunu görmektir.

 

KİMYASAL BİLEŞİM: Altın alaşımları neredeyse sadece siyanür tipi banyolarda kaplanmaktadır. Küçük iyonlar halinde bile olsa bir çözeltide altın bulunması durumunda, diğer metallerle beraber kaplanma neredeyse imkansız hale gelir, çünkü altın iyonları bulunduğu takdirde daima ilk olarak altın kaplanacaktır. Dolayısıyla altının, içinde karışık çift bileşik, potasyum ya da sodyum altın siyanür şeklinde bulunduğu siyanür banyoları tercih edilir.

 

KAu(CN)2   ya da   NaAu(CN)2

 

Bunlar ilk önce iyonize olur ve sodyum ya da potasyum iyonları ve siyanaurat ya da altın siyanür iyonları oluşur.

 

KAu (CN)2 D K+ + Au (CN)2

 

Daha sonra ikinci bir iyonizasyon olur (bunu bakır iyonizasyonu ile kıyaslayın, örneğin pirinç kaplamada)

 

Au (CN)2 D Au+ + 2(CN)

 

Bunun anlamı çözeltide çok az sayıda altın iyonunun bulunmasıdır, bu da altını elektromotor dizisinde yükseltir (onu daha az asil yapar) böylece diğer metallerle beraber kaplanmasını mümkün kılar.

 

Eğer bileşik oluşturmak için gerekenden daha fazla miktarda siyanür iyonu mevcutsa, bu iyonlar “yaygın iyon etkisi”yle, birincil iyonizasyonu bastırarak, saf altın iyonu derişimini bastırırlar. Böyle olursa ve diğer her şey aynı ise, altın kaplama banyosunun serbest siyanür içeriğini artırılmak suretiyle daha fazla oranda alaşım metalinin kaplanmasına imkanı vardır.

 

     Altın ve alaşım metallerin birlikte kaplanmasını etkileyen altınla bileşikler oluşturan bazı diğer bileşiklerde bulunmaktadır. Bu gibi bileşikler bir örnek fosfatlardır. Fakat bunların etkisi, genel olarak, serbest siyanür etkisi kadar göze çarpmaz. Ayrıca, iyonlaşmayı ve sonuç olarak da katotta polarizasyonu ve böylece ayrışmayı ve altın alaşımının yapısını da etkileyen, genellikle organik ve koloidal bazı katkı kimyasalları da vardır. Birçok tescilli banyo bu prensiplere dayanır.

 

ALTIN İÇERİĞİ: Şu kolayca anlaşılabilir ki, çözeltinin içinde mevcut olan altın miktarı, alaşım metallerine kıyasla, kaplamanın bileşimini çok fazla etkileyecektir. İkincil iyonlaşma son derece küçük olmasına rağmen, çözeltide ne kadar fazla altın bileşimi mevcut olursa, o kadar fazla ikincil iyonlaşma olur (orantılı olarak) ve böylece kaplamada, sonuçta oluşan daha yüksek oranlı altınla beraber daha fazla saf altın iyonu oluşabilir. Buna göre, genel kural şudur: Altın içerik ne kadar fazla olursa, kaplamada altın derişimi o kadar fazla olur, diğer her şey aynı kalır.

 

ESAS METALLER:     Altın alaşım kaplama çok kalın yapılacağı zaman, esas metalin kaplamanın bileşimi ya da rengi üzerinde çok az etkisi olur ya da hiç etkisi olmaz. Ancak çoğu altın kaplama uygulamasında altın kaplama oldukça incedir, 0,25 mikron seviyesinde ya da daha ince. Böyle olunca, esas metal kaplamanın rengini iki şekilde etkiler: Birincisi, böyle ince kaplamalar daha fazla ya da daha az şeffaftır ve bu yüzden esas metalin renginin, kaplamanın alacağı son renk üzerinde biraz etkisi vardır. İkincisi, eğer esas metalin doğası, bir metal için çözeltideki diğer metallere göre daha yüksek bir yüksek kaplama gerilimi gerektiriyorsa, ilk kaplamanın birleşimi ve dolayısıyla rengi de maddesel olarak etkilenecektir.

 

     Bu önceki paragrafların incelenmesinden kolayca anlayacağınız üzere; üretim temelli bir alaşım altın banyosunun çalışması ve bakımı, kaplamanın renginin ya da bileşiminin düzenli tutulmasını gerektiren, dikkat isteyen bir iştir.

 

Nadiren altın kaplama yapmak istiyorsanız ya da rengin işten işe değiştiği bir dükkan işletiyorsanız, bu konular hakkında çok fazla endişelenmenize gerek olmayacaktır, bu yüzden sizi çok fazla korkutmalarına izin vermeyin. Diğer taraftan, sabit renk üretiminin gerekli olduğu bir iş yürütmek istiyorsanız, onlara yakın dikkat gösterin ya da işinizi fazla uzun tutmayın!

 

     Bu konuda diğer her şeyden çok akılda tutulması gereken şey, biri bir şekilde diğeri zıt yönde çalışan birçok özellikle uğraşmanız gerektiği ve nihai sonucun bu faktörlerin dengelenmesine bağlı olduğudur.

 

     BU YÜZDEN, EĞER ALTIN KAPLAMADAN DÜZGÜN BİR SONUÇ ALMAK İSTİYORSANIZ, HER ZAMAN KONTROLLÜ ŞARTLAR ALTINDA ÇALIŞMANIZ ÇOK ÖNEMLİDİR.

 

     İyi kontrol edilmeyen şartlar altında çalışmaya örnek olarak: Bir kaplamacı, altın alaşım banyosunun daha fazla bakıra ihtiyacı olduğuna karar verir ve banyoda biraz bakır siyanür(CuCN) çözer. Kaplamanın kırmızıya dönüşmek yerine sarıya dönüştüğünü görünce şaşırır! Neden? Bakır siyanürün çözülmesi, banyodaki serbest siyanürü azaltır, bu yüzden daha fazla altın kaplanmaya başladı. Dahası, serbest siyanürü azaltmak, banyonun iletkenliğini de azalttı ve böylece banyoya önceki gerilim uygulandığında daha küçük bir akım elde edildi ve aynı nesne için, akım yoğunluğu azalmış oldu ve böylece altının kaplanması için eğilimi daha da yoğunlaştı. Bütün bu faktörlerin karşılıklı etkileşimi konusundaki dikkat eksikliğinden kaynaklanan bu tür şaşırtıcı sonuçlara birçok örnek verilebilir.

 

     Uygulamada, bir termostatik kontrol sistemiyle SICAKLIĞI 1/2 derece hassasiyetle kontrol edebilirsiniz. Bu sayede sıcaklık bir değişken olarak bertaraf edilmiş olur.

 

     Bir değişken olarak SERBEST SİYANÜRÜ bertaraf etmek için, bu bölümün sonunda verilen kimyasal analizlerle SERBEST SİYANÜRÜ tam olarak kontrol edebilirsiniz.

 

     ALTIN İÇERİĞİ ve zıttı olan alaşım metal içeriğini tarif edilen analizlerle kontrol edebilirsiniz. Böylece birer değişken olan ALTIN İÇERİĞİ VE BİLİNEN ALAŞIM METAL İÇERİĞİ bertaraf edilmiş olur.

 

     Bir değişken olarak pH’ı bertaraf etmek için, pH ölçerle ya da bir test kâğıdıyla pH’ı kontrol altında tutabilirsiniz.

 

     Karıştırmanın etkisini en aza indirgemek için, çözeltileri karıştırmak için kullanılan standart yöntemlerin birini kullanarak ya da hiç birini kullanmayarak KARIŞTIRMAYI büyük ölçüde kontrol altında tutabilirsiniz.

 

     Çeşitli boyut ve türlerdeki parçalarda altın alaşım kaplama yapılırken, AKIM YOĞUNLUĞU’ nu kontrol etmekte yetersiz kalabilirsiniz ve bu durum çoğu ticari amaçlı altın kaplama tertibatlarında olağan bir durumdur.

 

     Sağlanan kontrolün yetersiz olabileceği ikinci faktör, istenmeyen metallerin ya da bileşiklerin neden olduğu kirliliktir.

 

     İstenmeyen metaller ya da bileşikler yüzünden altın banyolarında meydana gelen kirlenme şu önlemler alındığında büyük oranda azalacaktır:     1. Banyonun içindeki kimyasal tarafından çözülecek esas metal miktarını en aza indirgemek için, malzemeye hafif parlak nikel ön kaplama uygulamak. Aklıma gelmişken, bu ayrıca, bir değişken olarak, esas metalin doğasını da bertaraf edecektir! Ya da 2. Aynı amaca hizmet eden ama nikel ön kaplaması kadar etkili olmayan, ana banyonun içine koymadan önce esas metale son derece hafif altın flaş ile ön kaplama yapılabilir. Diğer maddelerin neden olacağı kirlenme, iyi bir idareyle, daldırmalar arasında malzemenin dikkatlice durulanmasıyla ve ara sıra yapılan filtreleme işlemiyle kontrol edilebilir. Kirleticiler ile ilgili daha fazla bilgi için altın kaplama ile ilgili derse bakın.

 

     BU YÜZDEN, ÇOĞU TİCARİ ALTIN ALAŞIM KAPLAMADA KONTROL EKSİKLİĞİ YARATAN VE GERÇEKTEN ÖNEMLİ OLAN FAKTÖR AKIM YOĞUNLUĞU’ DUR.

 

     Akım yoğunluğu, banyonun direncinden, anot ve katot alanlarından, banyoya uygulanan gerilimden ve polarizasyondan etkilenir.

 

     Anotların alanı, banyonun direnci, banyoya uygulanan gerilim ve polarizasyon az ya da çok kontrol edilebilir. Malzeme alanı çoğu uygulamada iyi hesaplanamayan değişkendir ve bunun sonucu olarak, akım yoğunluğunda ve buna bağlı olarak kaplama rengi değişkenlik gösterecektir.

 

     Bu yüzden, akım yoğunluğundaki değişimlerin etkilerini en aza indirgemek için banyo koşulları, dağılma gücü en yüksek seviyesinde olacak şekilde ve kaplanacak malzeme alanına izin verecek şekilde seçilmelidir.

 

     SADECE KAPLANACAK İŞİN ALANINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAKLA KALMAYIP, AYNI ZAMANDA ASKILAMA YA DA YERLEŞTİRME BİÇİMİNİ DE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK ÖNEMLİDİR.

 

     Aşağıdaki iki yüzeyi göz önünde bulundurun. Düz levhanın kaplama yüzeyi 1 dm2 alana sahiptir. İçbükey levhanın kaplama yüzeyinin de 1 dm2 olduğu ölçülmüştür. Düz yüzey üzerinde 1 amperlik akım istenilen rengi verir. 1 amper, içbükey kaplamaya aynı rengi verir mi? İş gerektiği gibi asılmazsa, cevap hayırdır.

 

 

 

Sıradan bir askılama durumunda, akımın çoğunun iki uca akacağı bu yüzden akım yoğunluğunun olması gerekenin iki ya da üç katı olacağı, içerideki akım yoğunluğunun ise gerekenden 1/3 daha az olacağı ve buna göre de uçlardaki kaplama rengi ile ortadaki kaplama renginin farklı olacağı gözönünde canlandırılırsa, bu durum daha iyi anlaşılacaktır.

 

Çoğu durumda, siyanür banyoları yüksek dağılma gücüne sahip olduğundan, akım yoğunluğundaki değişim, özellikle oldukça yüksek serbest siyanür içeriğiyle, o kadar da büyük olmayacaktır, bu yüzden göz renk değişimini ayırt edemeyecektir, ama bu vardır. Bazı nedenlerle, dağılma gücünün gerektiği gibi olmadığı yerde, renk değişimi bir bakışta saptanabilir. Dağılma gücünün en fazla olduğu ve farklı renk değişimlerinin görülebildiği bu tür bir sorunun üstesinden gelmenin tek yolu, daha düzenli bir akım dağılımının gerçekleştirilebilmesi için, asma yöntemini değiştirmektir. Bu durumda, normal anot yerine, duruma uygun bir anot kullanılması gerekir.

 

Askılamayla birlikte düşünülmesi gereken bir başka şey de tonlamadır. Eğer bir defada kaplanmak üzere birçok iş parçanız varsa ve bunları bir parçayı diğerinin akımını perdeleyecek şekilde asarsanız, değişik akım yoğunlukları uygulanan bölgeler olacaktır ve altın alaşımla kaplanmış fakat farklı renklerde parçalar elde elde edersiniz. Bu ise perdeleme olmaması için daha iyi bir asma planıyla yeniden askılamayı gerektirir.

 

Buraya kadar bütün anlatılanlar, benzer parçaların kaplamalarına ilişkindir. Asıl eğlence, parçalar farklı boyutlarda ve şekillerde olduğunda başlar!

 

     Diğer her şey eşit olmak kaydıyla, alan ve şekil itibariyle birbirine eşit iki parçadan ağır maddeden yapılmış parça, hafif parçaya göre daha fazla akım çeker.

 

     Kabaca aynı hacimde olan cisimlerden ağır olanlar, daha hafif olanlardan daha az yüzey alanına sahiptirler. Bu, genel olarak, ağır cisimlerin çekeceği akımın, daha hafif nesnelerin çekeceği akımdan akımdan daha yüksek olacağı anlamına gelir.

 

BURADA ÖNEMLİ OLAN ŞU NOKTAYA DİKKAT EDİLMELİDİR: EĞER AYNI RENGE SAHİP SONUÇLAR ELDE ETMEK İSTİYORSANIZ, AĞIR VE HAFİF NESNELERİ AYNI ASKIYA ASMAKTAN VE BİR ARADA KAPLAMAKTAN KAÇININ.[1]

 

     Şu problemi göz önünde bulundurun: Farz edin ki, bir kaplamacı, bir seferde 10 tane bilezik alan bir askıda bazı bilezikleri kaplıyor. Bütün askı üzerinde toplam 10 amperlik akımın, kendisine istediği kaplama rengini verdiğini buluyor. Kısa bir süre sonra kaplanacak 5 bileziği daha oluyor ve böylece aynı askıya daha fazla bilezik asmış oluyor ve akımı 5 ampere ayarlıyor. Kaplamacı aynı rengi elde edebilecek mi? İlla ki aynı sonucu elde edemez. Bu, askının nasıl yapıldığına ve askının çıplak bağlantı noktalarına giden akımın oranına bağlıdır.

 

Askının tamamen yalıtılmış olduğunu farz ederek (olması gereken de budur), her bilezik için iki çıplak bağlantı noktası varsa, her bağlantı noktası, askının ve yükün etkilenen kısmı gibi akım çekecektir.


 

[1] GÜNÜMÜZDE BU HUSUSTA KAPLAMA KALINLIĞI DAHA FAZLA ÖNEM KAZANMAKTADIR.

 

 

Eğer bağlantı noktaları, bilezik düzeyinin üzerinde çıkıntı yapıyorsa, her bağlantı noktasının 0,1 amper hesaplanmış olması haklı bir varsayım olur. Böylece, tam yük için, 10 amperlik toplam akımın, 8 amperi işe ve 2 amperi de bağlantı noktalarına dağıtılacaktır (NOT: Çok yüksek akım yoğunluğu katot verimini büyük ölçüde düşürdüğünden, bağlantılar üzerindeki akım yoğunluğu yüksek olursa, üzerlerine beklenenden daha az altın kaplanacaktır). Böylece, kaplamacının, her bilezik üzerinde 8/10 amperi vardır. Aynı askıyla, 5 bilezikle ve